Kraniosakral Terapi

“

Akciğerlerin nefes aldığı ve kalbin attığı gibi, merkezi sinir sisteminin de istemsiz bir ritmik hareketi vardır. Buna Primer Respiratuar Mekanizma (PRM) denir. Aynı zamanda, “Beyin Omurilik Sıvısı” beyinde dördüncü ventrikül adı verilen yapıdan salgılanır, beyin ve omurilik dokusunun lenfatik drenajını sağlar. Ve bu yapıların çevresini sararak belirli bir ritimde hareket eder. Sinir hücrelerinin Beyin Omurilik Sıvısı (BOS) ile beslenmesi ve oksijenlenmesi temeldir.

Kranium kemiklerinin ve sakrumun, birbirine, içinden geçen Beyin Omurilik Sıvısı aracılığıyla bağlantılı olduğu ve bu sıvının ritmik olarak salgılanmasının bir yandan toksik maddelerin atılımını sağlarken bir yandan da vücudun iç ritmini belirlediği bilinmektedir.

Kraniosakral Terapi, kafatası, omurga ve pelvis kemiklerine, beyine ve omuriliği çevreleyen ve koruyan membranlara (beyin zarlarına) odaklanan nazik, kafa kemikleri üzerine sadece elle uygulanan bir yaklaşımdır. Bu terapi, merkezi sinir sisteminin işleyişini iyileştirmek ve vücudun kendi kendini iyileştirme yeteneğini geliştirmek için kraniosakral sistemdeki kısıtlamaları ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır.


Kroniasakral terapi 1 (FiZYOYOGA'da kullanìlìyor)

Kraniosakral Terapi, otoregülasyon (kendi kendini doğal yollarla iyileştirme) yeteneğine sahip olan vücudun, kraniosakral sistemdeki tıkanıklıklarını gidererek ve dengeyi yeniden sağlayarak kendini iyileştirebileceği fikrine dayanmaktadır. Bebeklerden yaşlılara kadar her yaştan insan için uygun olup, nazik ve invaziv olmayan bir terapi yaklaşımıdır.


Bir Kraniosakral Terapi seansı sırasında terapist, kraniosakral sistemdeki kemikleri, dokuları ve sıvıları elle değerlendirmek ve nazikçe manipüle etmek için hafif bir dokunuş kullanır. Bu, gerginliğin ve kısıtlamaların ortadan kaldırılmasına, dengenin yeniden sağlanmasına, beyini ve omuriliği besleyen, koruyan beyin omurilik sıvısının akışını iyileştirmeye yardımcı olur.

kroniasakralterapi 6

Genel olarak Kraniosakral Terapi, bireyin fiziksel, duygusal ve enerjetik yönlerini ele alarak sağlık ve refaha kavuşmayı sağlayan bütünsel bir yaklaşım sunar.

Gevşemeyi teşvik ederek, gerginliği serbest bırakarak ve vücuttaki dengeyi yeniden sağlayarak, vücudun doğal iyileşme sürecini desteklemeye, genel sağlığı ve canlılığı iyileştirmeye yardımcı olabilir.

Kraniosakral Terapi, osteopati pratiğini ve iyileşme yaklaşımını yönlendiren birkaç temel prensibe dayanmaktadır.

Kraniosakral ritim: Beyin omurilik sıvısının sardığı beyin ve omurilik etrafında belli bir ritim dahilinde hareket etmesidir. Bu ritim, uzman Osteopatlar tarafından elle hissedilebilir ve Kraniosakral sistemin sağlığı ve işleyişi hakkında bizlere değerli bilgiler sağlar.

Kroniasakral terapi 1b

kroniasakralterapi 3

Osteopatiye göre kişinin içinde bulunduğu psiko-emosyonel duruma göre bu kraniosakral ritim de değişebilir. Buna göre normoaktif bireylerde BOS salgılanma ritmi (Primer Respiratuar Mekanizma-PRM) 7-14kez/dk iken, depresyondaki kişilerde kraniosakral ritim 1 dk’da 4 kez ve altında salgılanabilir. Hiperaktif kişilerde ise, bu ritmin 14’ün üzerine çıkması söz konusu olabilir. Kraniosakral Terapi seansında Osteopat, BOS sıvısının beynin içindeki dördüncü ventrikül denen yapıdan bir dakikada kaç kez salgılandığını ellerini danışanının kafatası üzerine koyarak dakikada kafa kemiklerinin kaç kez açılıp kapandığını saymak suretiyle belirler. 7-14 kez/dakikadan farklı bir aralıkta çıkan PRM’i Osteopat elleriyle uyguladığı Kraniosakral Terapi teknikleriyle optimal düzeye çekebilir.

Yaşam nefesi: Kraniosakral Terapi’de kullanılan "Yaşam Nefesi" terimi, tüm canlıları canlandıran ve ayakta tutan yaşam enerjisini (Chi/Prana) ifade eder. İnsan vücudundaki hücreler 2 mA’lik bir elektrik akımıyla çalışıyor olması nedeniyle hücresel akışın etrafında bir elektro manyetik alan oluşturur. Kimi Uzakdoğu yaklaşımlarında bu elektromanyetik alana “Aura” denmektedir. Sanskrit inanışına göre ise bedende bulunan 7 çakra ve bunların bağlantıda olduğu enerjetik kordonlar vasıtasıyla enerji alanımıza bağlı olduğumuza inanılmaktadır. Ve her bir bireyin de kendi enerji aurasından yansıyan enerji alanıyla kollektif bilinçteki enerjetik alana (evrensel yaşam gücü) bağlı olduğu düşünülmektedir. Kraniosakral Terapi sayesinde evrensel yaşam gücüne bağlanılabileceği ve vücutta iyileşme ve refahın sağlanabileceği savunulmaktadır.

kroniasakralterapi 4


Kraniosakral Terapi çeşitli durum ve koşullarda faydalı olabilir.

Kraniosakral Terapi’nin yararlı olabileceği bazı yaygın durumlar şunlardır:

Kronik ağrı: Kraniosakral Terapi, baş ağrıları, migren, boyun ve sırt ağrısı, fibromiyalji ve çene eklemi bozuklukları gibi kronik ağrı durumlarının bütünsel anlamda iyileştirilmesine yardımcı olabilir.

Stres ve kaygı: Kraniosakral Terapi, gevşemeyi teşvik etme ve stresi azaltma yeteneği ile bilinir. Sinir sistemini sakinleştirerek ve vücutta tutulan duygusal gerilimi serbest bırakarak kaygı, korku, öfke vb. olumsuz duyguların serbestleştirilmesini, uykusuzluk ve kronik stres semptomlarının giderilmesini sağlayabilir.

Travma ve sonrası stres bozukluğu: Kraniosakral Terapi, travma yaşamış veya travma sonrası stres bozukluğu yaşayan kişiler için en etkili bedensel terapi yöntemlerinden biridir. Kraniosakral Terapi'nin özelliği, travmanın ne olduğunu sorgulamaksızın kafatasına uygulanan nazik bir dokunuş ve destekleyici bir tavırla, vücutta depolanan travmanın serbest bırakılmasına yardımcı olması ve bedenin fasyal dokusundan yansıyan travma anında takılı kalmış olma haline destek olarak fiziksel ve duygusal düzeyde iyileşmeyi teşvik etmesidir.

Bağışıklık sistemi desteği: Kraniosakral Terapi, beyin omurilik sıvısının akışını iyileştirerek ve vücudun enerjisini dengeleyerek bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olabilir. Bu, vücudun doğal iyileştirme yeteneklerini geliştirebilir ve genel sağlık ve refahı destekleyebilir.

Ameliyat sonrası iyileşme: Kraniosakral Terapi, ameliyat veya yaralanmadan sonra iyileşen kişiler için değerli bir yöntemdir. Parasempatik sinir sistemini uyararak gevşemeyi teşvik eder. Böylelikle sempatik sinir sistemi aşırı aktivitesi de dengelenir, ve bu durum ağrının azalmasına ve vücudun iyileşme sürecinin kısalmasına yardımcı olur.

Duygusal refah: Kraniosakral Terapi, Avrupa’da birçok ülkede psikoterapi yöntemleriyle eş zamanlı aynı seansta ya da multidisipliner bir yaklaşımla psikolog ve osteopat işbirliğiyle hasta takibinde kullanılmaktadır. Vücutta tutulan duygusal blokajları serbest bırakmak, parasempatik sinir sistemini aktive ederek sakinlik ve denge hissine ulaşmayı sağlayabilir. Kraniosakral Terapi, depresyon, anksiyete, öfke, suçluluk, keder ve diğer duygusal zorluklar yaşayan bireyler için etkili ve psikoterapiyi destekleyici bir yöntemdir.

Pediatrik ve bebek bakımı: Kraniosakral Terapi bebeklerde ve çocuklarda kullanılabilecek kadar güvenli ve yumuşaktır. Kolik, beslenme güçlüğü, uyku bozuklukları, gelişimsel gecikmeler ve engelli bebeklerde ve çocuklarda faydalı olabilir.


Özetle Kraniosakral Terapi, bireyin fiziksel, duygusal ve enerjetik yönlerini nazik bir biçimde ele alır, sağlık ve iyileşmeye bütünsel bir yaklaşım sunar. Ağrı, stres, travma veya duygusal zorluklar yaşıyorsanız, Kraniosakral Terapi vücudunuza dost bir yaklaşım sunar.


Kraniosakral Terapi uygulamalarına ilişkin eğitim ve danışmanlık hizmetlerimiz için lütfen bizimle iletişime geçiniz.